29 Kasım 2020 Pazar

DEHB HAKKINDA BİLGİ ALMA YOLLARI

 

DEHB İÇİN NERDEN BİLGİ ALINIR?

 

1.Rehberlik ve Araştırma Merkezi

 



2.Türkiye Psikiyatri Derneği Web Sayfası




3. Eğitim Bilişim Ağı (EBA) www.eba.gov.tr



4.Wikipedia https://tr.wikipedia.org/wiki/dehb


5.Madalyon Psikiyatri Web Sayfası



6.Aktüel Psikoloji Web Sayfası


7.Kim Psikoloji Web Sayfası









24 Kasım 2020 Salı

NELER YAPILMALI

NELER YAPILMALI?

 Sınıf içerisinde çocuğu olumsuz yönde etkileyecek damgalamalardan, etiketlemelerden uzak durmak gereklidir.  Çocuğu etiketleyici isimler kullanmak yerine sınıfta okul arkadaşları tarafından  kabulünü sağlamak amacıyla çocuğun yaşadığı durumu anlatan hikaye ve öykülerden (misalen; Zıp Zıp Kaplumbağa)  yararlanmalıdır.  Sınıf içerisinde çocuğun hareketleneceği hissedildiği anda çocuğa birtakım sorumluluklar verilerek ya da çocuğun hareket etmesine imkan sağlanarak çocuğun sınıf içinde daha iyi kontrol edilebilmesi sağlanabilir.  Çocuğa sorumluluklar verilmelidir.  Çocuğun başarılı olma duygusunu yaşaması açısından ödüller vermek, bu çocukların okula ve derse olan ilgilerini de arttıracaktır.   Bu çocuklar verilen görevleri önem sırasına koyamadıkları için aynı anda birkaç görev verildiğinde bunları yerine getiremeyebilirler. Bunun için önce tek bir görev, tek bir komut verilmeli, çocuk bunu gerçekleştirdikten sonra diğer komuta geçilmelidir. Örneğin, çocuğa "ödevlerini yap, odanı topla" demek yerine; ilk önce "ödevini yap" demek ve çocuk ödevini yaptıktan sonra da "odanı topla" denilmesi daha uygundur.  


 

Hiperaktivite ve Dikkatsizlik


 

16 Kasım 2020 Pazartesi

Bir DEHB’linin Kendini Sevme Yolculuğu

 

Bir DEHB’linin Kendini Sevme Yolculuğu

Merhaba ben Pınar Kobaş Sıçrar. Hayatta hiç pilinizin bittiği bir dönem oldu mu? Tünelin sonunda ışığı göremediğiniz. Benim oldu. En başarısız olduğum anlarda bile ben hayal kurmaktan hiçbir zaman vazgeçmedim. Özellikle ergenlik yıllarımda hayallerim çok renkliydi. Bir gün en iyi kadın oyuncu ödülü alırken, bir gün NBA top koşturuyordum. Başka bir gün yazdığım kitaplarla Nobel ödülü alıyordum. İşin enteresan tarafı derslerimde başarılı olmakla ilgili hayal kurmak benim için ne kadar hayalperestlikse o biraz önce bahsettiğim hayaller var ya onlar benim için o kadar gerçekçiydi. Çünkü ben o hayalleri kurarken başarılı olduğumu iliklerime kadar hissediyordum. Fakat o ders notlarımla benim bu hayallere uğraşmam bir o kadar zor görünüyordu.

Benim küçük bir sorunum vardı. Kimsenin farkında olmadığı bir sorun. Ben ders dinleyemiyordum. Bu sadece sevmediğim derslerle ilgili bir şey değildi. Mesela öğretmen diyordu ki derste Mısır Piramitleri. Benim ilgilimi çekmeyi başardı fakat benim o an aklıma patlamış mısır geliyordu. Geçen ay babamla sinema da izlediğimiz film geliyordu. Oradan oraya derken ders bitiyordu. Ve ben yine dersi derste öğrenemeden eve geliyordum. Bu sefer ev ödevini yapmakta çok zorlanıyordum. Çünkü dersi derste öğrenmemiştim. Bende o masa başına oturmamak için elimden geleni yapıyordum. Bir de sınav dönemleri vardı ki o da ayrı bir stresli dönemdi. Sınavda çıkabilecek önemli önemsiz konuları kestiremiyordum. Dedim ki bu böyle olmayacak bütün tarih sınavının bütün konularını sular seller gibi ezberledim. Kesin 100 alacaktım. Sınava girdim ben bütün savaşlara çalışmıştım. Her detayı biliyordum. Fakat hangi detayın hangi savaşa ait olduğunu bilmiyorum. Çünkü ben başlıkları ezberlememişim. Kendimi akademik hayatım boyunca da hep aptal gibi hissederek geçirdim. Benim için zor yıllardı. Dışarıdan bakıldığında diğer insanlardan bir farkım yoktu.  Niye böyle olduğumu bilmiyordum. Bir yandan benim için emek veren bir ailem vardı. Onlar için bir hayal kırıklığıydım. İşin kötü tarafı yetenekli olduğumu düşündüğüm alanlara karşı özgüvenim bitiyordu.

Ben tabiî ki üniversite kazanamadım. O sene özel üniversitelerin açıldığı dönemdi. Babam benimle şöyle bir konuşma yaptı. ‘’Eğer bizi paramızla rezil etmeyeceksen seni yazdıracağım, işletme okuyacaksın.’’ İşletme sevmiyorum ama kabul ettim.Babam sağ olsun bana bir kez daha güvenmeyi tercih etti. Gittiğim okul İngiliz bir okulla işbirliği içindeydi. Eğitim sistemleri araştırmaya yönelik bir sistemdi. Ezber değildi. Akademik performansımın yükselmesine yardımcı olan şey bir gün çok sevdiğim bir arkadaşım tuttu benim kolumdan ve hiç hayallerimden haberi olmadan beni okulun tiyatro kulübüne yazdırdı. Hayatımın hiçbir döneminde sınırlarımı bu kadar zorladığımı hatırlamıyordum. Arkadaşım Bahar benden hiç vazgeçmedi. Ve ben tüm korkularımın üstesinden gelerek o tiyatro sahnesine çıktım. Ben kendimden yeni bir ben yarattım. Hayatımda hiçbir şey o akşamdan sonra aynı olmadı. O korkularımın üzerine gitmek güvenimi kazandırdı. Şu his içindeydim bu hayatta beni hiç kimse artık tutamaz.

Üniversite 2. sınıfta kendime güvenle Amerika’ya gittim. Amerika’da okuluma devam ettim. Sayısal derslerde çok zorlanırdım ama genel olarak iyi bir öğrenciydim. Ailem ve ben çok mutluydum. Fakat şöyle duyumlar almaya başladım: ‘’Baba parasıyla herkes diploma alıyor artık.’’ Bu beni çok öfkelendirdi. Yıllarca bu öfkem benim daha başarılı olmam için beni kamçılayıp durdu. Tek sorun şuydu. İşletme diplomasıyla yapacağım iş beni heyecanlandırmıyordu. Ailemi ikna ettim ve hayalim olan ruh sağlığı danışmanlığı yüksek lisansı için Amerika’ya gittim. Danışman hocama hayallerimden bahsettim. Lise öğrencilerine kariyer danışmanlığı yapmak istiyordum. Gittiğim sene danışman hocam bana asistanlık teklif etti. Bu çok kolay bir şey değildi. İki yıl sonra okulun kariyer danışmanlığı merkezinde asistanlık teklifi aldım. Ben çok havalarda uçuyorum bir kanatlarım eksik.

Bir gün psikopatoloji dersindeyiz. Hiç dinleyemediğim bir ders. O gün ne olduysa ben hocayı pür dikkat dinliyorum. Hem dinliyorum hem ağlıyorum. Çünkü hoca beni hiç tanımadan bana ve arkadaşlarıma beni anlatıyordu. Ben yıllardır merak ettiğim tüm soruların cevabını o derste almıştım. Çünkü ben gerçekten sorumsuz ve tembel biri değilmişim. Benim Dikkat eksikliğim ve Hiperaktivite bozukluğum varmış. Henüz bir tanı olmamasına rağmen sorunumun ne olduğunu anladım ya hemen kariyer planlarım değişti. Hem de o anda. Dedim ki kendi kendime ben bu kadar yoğun bir şekilde odaklanma sorunu yaşarken yüksek lisansa kadar gelebildiysem ve başarılı da olduysam benim gibi bu sorunu yaşayan öğrencilere ben destek olmak istiyorum. Bu benim için çok anlamlıydı. Yıllardır sebebini bilmeden akıttığım gözyaşı artık bir anlam kazanmıştı.

Okulu dereceyle bitirdiğim için Yale Üniversitesi’nin Psikoloji Bölümü’nde Duygusal Zeka Laboratuarında araştırma görevlisi olarak çalıştım. Ve artık Türkiye’ye dönme vaktini hissettiğim anda Türkiye’ye geri geldim. Resmi olarak tembel işe yaramaz biri olmadığımı kendime ve herkese kanıtlamış oldum. Sonra mesleğimin 8. Senesinde fark ettim ki hayatımda çokta bir şey değişmemiş. Ben bu seferde meslektaşlarıma kendimi kanıtlamaya çalışıyorum. Onlardan ‘’Evet sen başarılısın.’’ Onayını almak istiyorum. Yine can bir dostum haydi Pınar dedi ve terapiye başladım. Ve şunu anladım sen istediğin kadar en iyi okullarda oku, istediğin kadar işinde iyi ol, en güzel hayatı yaşa, günün sonunda sen kendini sevmiyorsan, kendine değer vermiyorsan, kendin olma cesaretini gösteremiyorsan gün geliyor o başarının bir balon gibi elinde patlıyor.

Ben kendi ışığımı gördüm, kendime kavuştum. Kendimi sevmeyi, kendime değer vermeyi gerçekten niyet ettim. Ve hayatımda ilk defa bir başkasının onayına ihtiyaç duymadan kendim olmaya cesaret ettim. Tüm bunları size niye mi anlattım? Benim her karanlık dönemimin bir deniz feneri vardır. Bu kimi zaman bir kitap, kimi zaman bir film, kimi zaman bir hayat hikayesidir. Sizin de ileride olası karanlık günlerinizde sizin hayatınızda bir deniz feneri olmak istedim.  Teşekkür ederim.

Pınar Kobaş Sıçrar

Akran Değerlendirme Formu

Form ve Sonuçlar