DEHB İÇİN NERDEN BİLGİ ALINIR?
1.Rehberlik ve
Araştırma Merkezi
2.Türkiye Psikiyatri Derneği Web Sayfası
DEHB İÇİN NERDEN BİLGİ ALINIR?
1.Rehberlik ve
Araştırma Merkezi
2.Türkiye Psikiyatri Derneği Web Sayfası
Sınıf içerisinde çocuğu olumsuz yönde etkileyecek damgalamalardan, etiketlemelerden uzak durmak gereklidir. Çocuğu etiketleyici isimler kullanmak yerine sınıfta okul arkadaşları tarafından kabulünü sağlamak amacıyla çocuğun yaşadığı durumu anlatan hikaye ve öykülerden (misalen; Zıp Zıp Kaplumbağa) yararlanmalıdır. Sınıf içerisinde çocuğun hareketleneceği hissedildiği anda çocuğa birtakım sorumluluklar verilerek ya da çocuğun hareket etmesine imkan sağlanarak çocuğun sınıf içinde daha iyi kontrol edilebilmesi sağlanabilir. Çocuğa sorumluluklar verilmelidir. Çocuğun başarılı olma duygusunu yaşaması açısından ödüller vermek, bu çocukların okula ve derse olan ilgilerini de arttıracaktır. Bu çocuklar verilen görevleri önem sırasına koyamadıkları için aynı anda birkaç görev verildiğinde bunları yerine getiremeyebilirler. Bunun için önce tek bir görev, tek bir komut verilmeli, çocuk bunu gerçekleştirdikten sonra diğer komuta geçilmelidir. Örneğin, çocuğa "ödevlerini yap, odanı topla" demek yerine; ilk önce "ödevini yap" demek ve çocuk ödevini yaptıktan sonra da "odanı topla" denilmesi daha uygundur.
Bir DEHB’linin Kendini
Sevme Yolculuğu
Merhaba
ben Pınar Kobaş Sıçrar. Hayatta hiç pilinizin bittiği bir dönem oldu mu?
Tünelin sonunda ışığı göremediğiniz. Benim oldu. En başarısız olduğum anlarda
bile ben hayal kurmaktan hiçbir zaman vazgeçmedim. Özellikle ergenlik
yıllarımda hayallerim çok renkliydi. Bir gün en iyi kadın oyuncu ödülü alırken,
bir gün NBA top koşturuyordum. Başka bir gün yazdığım kitaplarla Nobel ödülü
alıyordum. İşin enteresan tarafı derslerimde başarılı olmakla ilgili hayal
kurmak benim için ne kadar hayalperestlikse o biraz önce bahsettiğim hayaller
var ya onlar benim için o kadar gerçekçiydi. Çünkü ben o hayalleri kurarken
başarılı olduğumu iliklerime kadar hissediyordum. Fakat o ders notlarımla benim
bu hayallere uğraşmam bir o kadar zor görünüyordu.
Benim
küçük bir sorunum vardı. Kimsenin farkında olmadığı bir sorun. Ben ders
dinleyemiyordum. Bu sadece sevmediğim derslerle ilgili bir şey değildi. Mesela
öğretmen diyordu ki derste Mısır Piramitleri. Benim ilgilimi çekmeyi başardı
fakat benim o an aklıma patlamış mısır geliyordu. Geçen ay babamla sinema da
izlediğimiz film geliyordu. Oradan oraya derken ders bitiyordu. Ve ben yine
dersi derste öğrenemeden eve geliyordum. Bu sefer ev ödevini yapmakta çok
zorlanıyordum. Çünkü dersi derste öğrenmemiştim. Bende o masa başına oturmamak
için elimden geleni yapıyordum. Bir de sınav dönemleri vardı ki o da ayrı bir
stresli dönemdi. Sınavda çıkabilecek önemli önemsiz konuları kestiremiyordum.
Dedim ki bu böyle olmayacak bütün tarih sınavının bütün konularını sular seller
gibi ezberledim. Kesin 100 alacaktım. Sınava girdim ben bütün savaşlara
çalışmıştım. Her detayı biliyordum. Fakat hangi detayın hangi savaşa ait
olduğunu bilmiyorum. Çünkü ben başlıkları ezberlememişim. Kendimi akademik
hayatım boyunca da hep aptal gibi hissederek geçirdim. Benim için zor yıllardı.
Dışarıdan bakıldığında diğer insanlardan bir farkım yoktu. Niye böyle olduğumu bilmiyordum. Bir yandan
benim için emek veren bir ailem vardı. Onlar için bir hayal kırıklığıydım. İşin
kötü tarafı yetenekli olduğumu düşündüğüm alanlara karşı özgüvenim bitiyordu.
Ben
tabiî ki üniversite kazanamadım. O sene özel üniversitelerin açıldığı dönemdi.
Babam benimle şöyle bir konuşma yaptı. ‘’Eğer bizi paramızla rezil etmeyeceksen
seni yazdıracağım, işletme okuyacaksın.’’ İşletme sevmiyorum ama kabul ettim.Babam
sağ olsun bana bir kez daha güvenmeyi tercih etti. Gittiğim okul İngiliz bir
okulla işbirliği içindeydi. Eğitim sistemleri araştırmaya yönelik bir sistemdi.
Ezber değildi. Akademik performansımın yükselmesine yardımcı olan şey bir gün
çok sevdiğim bir arkadaşım tuttu benim kolumdan ve hiç hayallerimden haberi
olmadan beni okulun tiyatro kulübüne yazdırdı. Hayatımın hiçbir döneminde
sınırlarımı bu kadar zorladığımı hatırlamıyordum. Arkadaşım Bahar benden hiç
vazgeçmedi. Ve ben tüm korkularımın üstesinden gelerek o tiyatro sahnesine
çıktım. Ben kendimden yeni bir ben yarattım. Hayatımda hiçbir şey o akşamdan
sonra aynı olmadı. O korkularımın üzerine gitmek güvenimi kazandırdı. Şu his
içindeydim bu hayatta beni hiç kimse artık tutamaz.
Üniversite
2. sınıfta kendime güvenle Amerika’ya gittim. Amerika’da okuluma devam ettim.
Sayısal derslerde çok zorlanırdım ama genel olarak iyi bir öğrenciydim. Ailem
ve ben çok mutluydum. Fakat şöyle duyumlar almaya başladım: ‘’Baba parasıyla
herkes diploma alıyor artık.’’ Bu beni çok öfkelendirdi. Yıllarca bu öfkem
benim daha başarılı olmam için beni kamçılayıp durdu. Tek sorun şuydu. İşletme
diplomasıyla yapacağım iş beni heyecanlandırmıyordu. Ailemi ikna ettim ve
hayalim olan ruh sağlığı danışmanlığı yüksek lisansı için Amerika’ya gittim.
Danışman hocama hayallerimden bahsettim. Lise öğrencilerine kariyer
danışmanlığı yapmak istiyordum. Gittiğim sene danışman hocam bana asistanlık
teklif etti. Bu çok kolay bir şey değildi. İki yıl sonra okulun kariyer
danışmanlığı merkezinde asistanlık teklifi aldım. Ben çok havalarda uçuyorum
bir kanatlarım eksik.
Bir
gün psikopatoloji dersindeyiz. Hiç dinleyemediğim bir ders. O gün ne olduysa
ben hocayı pür dikkat dinliyorum. Hem dinliyorum hem ağlıyorum. Çünkü hoca beni
hiç tanımadan bana ve arkadaşlarıma beni anlatıyordu. Ben yıllardır merak
ettiğim tüm soruların cevabını o derste almıştım. Çünkü ben gerçekten sorumsuz
ve tembel biri değilmişim. Benim Dikkat eksikliğim ve Hiperaktivite bozukluğum
varmış. Henüz bir tanı olmamasına rağmen sorunumun ne olduğunu anladım ya hemen
kariyer planlarım değişti. Hem de o anda. Dedim ki kendi kendime ben bu kadar
yoğun bir şekilde odaklanma sorunu yaşarken yüksek lisansa kadar gelebildiysem
ve başarılı da olduysam benim gibi bu sorunu yaşayan öğrencilere ben destek
olmak istiyorum. Bu benim için çok anlamlıydı. Yıllardır sebebini bilmeden
akıttığım gözyaşı artık bir anlam kazanmıştı.
Okulu
dereceyle bitirdiğim için Yale
Üniversitesi’nin Psikoloji Bölümü’nde Duygusal Zeka Laboratuarında araştırma
görevlisi olarak çalıştım. Ve artık Türkiye’ye dönme vaktini hissettiğim anda
Türkiye’ye geri geldim. Resmi olarak tembel işe yaramaz biri olmadığımı kendime
ve herkese kanıtlamış oldum. Sonra mesleğimin 8. Senesinde fark ettim ki
hayatımda çokta bir şey değişmemiş. Ben bu seferde meslektaşlarıma kendimi
kanıtlamaya çalışıyorum. Onlardan ‘’Evet sen başarılısın.’’ Onayını almak
istiyorum. Yine can bir dostum haydi Pınar dedi ve terapiye başladım. Ve şunu
anladım sen istediğin kadar en iyi okullarda oku, istediğin kadar işinde iyi
ol, en güzel hayatı yaşa, günün sonunda sen kendini sevmiyorsan, kendine
değer vermiyorsan, kendin olma cesaretini gösteremiyorsan gün geliyor o
başarının bir balon gibi elinde patlıyor.
Ben kendi ışığımı gördüm, kendime kavuştum. Kendimi
sevmeyi, kendime değer vermeyi gerçekten niyet ettim. Ve hayatımda ilk defa bir
başkasının onayına ihtiyaç duymadan kendim olmaya cesaret ettim. Tüm bunları
size niye mi anlattım? Benim her karanlık dönemimin bir deniz feneri vardır. Bu
kimi zaman bir kitap, kimi zaman bir film, kimi zaman bir hayat hikayesidir. Sizin
de ileride olası karanlık günlerinizde sizin hayatınızda bir deniz feneri olmak
istedim. Teşekkür ederim.
Pınar Kobaş Sıçrar
Form ve Sonuçlar